Uzmanların Kaleminden

 
İlker ERSERİM
Sosyal Güvenlik Sistemi
İlker ERSERİM


Öncelikle sosyal güvenlik kavramını anlatacak olursak;   İnsanlar hayatlarının belirli dönemlerinde sosyal-ekonomik nedenlerle ya da yaşlanma, sakatlanma gibi fiziksel nedenlerle geçici veya sürekli bir şekilde gelirlerini kaybedebilir ya da hastalanabilirler. Karşılaştıkları bu olumsuz durumlara karşı bireysel olarak baş etmeleri mümkün olmayabilir. Sosyal güvenlik sistemlerinin temel amacı böyle durumlarda insanları yoksulluk ve yoksunluk riskine karşı korumaktır.

 

Ülkemizde; çalışma ilişkisine dayalı üç sosyal güvenlik kurumu vardır. Bunlar bir işveren emrinde çalışanlar için Sosyal Sigortalar Kurumu, işveren ve kendi nam ve hesabına çalışanlar için Bağ-Kur ve memurlara yönelik olarak Emekli Sandığı’dır. Bu kurumlar hizmetlerini verirken kişilerden prim toplarlar. Onun için bunlara primli sistem denir. Bir de prim veremeyen kişilere hizmet eden kurumlar vardır ki; bunlar da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Sosyal Yardımlaşma Genel Müdürlüğü’dür. Bu kurumların harcamaları devlet bütçesinden ayrılan kaynaklarla finanse edilir.

Vatandaşın ödediği vergiler çalıştığı süre içerisinde ödediği primler ve türlü adlar altında toplanan güvence ödentileri gün gelip zor duruma düştüğünde onu bu zor durumdan kurtarmaya yöneliktir.  Ancak mevcut sistem bu şekilde çalışmayı kendine prensip edinse bile artık elde ettiği kaynakları bu harcamalara finanse edemez noktaya gelmiştir. Sistem kendi içerisinde dönemez kendini çeviremez hale gelmiştir. Hazineden sürekli borç para alınması bunun en büyük kanıtıdır.Ve bu yüzden zaman içerisinde devletin kurduğu sosyal güvenlik sistemi iflas noktasına gelmiştir. Kamu harcamalarının yarısını oluşturan sosyal güvenlik harcamaları sosyal güvenlik sisteminden köklü değişiklikler yapılmasını değişime mutlak suretle ihtiyaç haline getirmiştir.

 

Türkiye’de yaşayanların tamamını kapsayan ve sosyal ve ekonomik haklarda her yönüyle ciddi tartışmaları beraberinde getirecek olan söz konusu yasaların içeriği ve neden değişmesi gerektiği gündemdeki yerini korumaktadır ve korumalıdır.

 

Sosyal Güvenlik Sistemi Neden değişiyor?

 

Nedenleri iyi belirlersek sistemdeki sorunlara çözüm üretebilmek daha da kolaylaşır.Ülkemizdeki duruma bakıldığında, mevcut sosyal güvenlik sisteminin belirli noktalarına yüklenilmiş olduğunu görürüz. Daha yönlü olması gereken sosyal güvenliğin emeklilik ve sağlık alanlarına kaydığını ve bu konuların hem sorun olarak hem de çözüm olarak görüldüğünü görmekteyiz. Her şeyden önce bütün vatandaşlarımız sosyal güvenlik kapsamı altında değildir. Sosyal güvenlik sistemi içinde olan vatandaşlarımız arasında ise, sahip oldukları haklar ve yükümlülükleri açısından bir çok farklılıklar mevcuttur. Gerek emeklilik gerek sağlık sistemimizin kaynakları toplumun görece daha iyi durumdaki kesimlerine aktarılmaktadır. Yoksul kesimle ilgili sosyal güvenlik reformları yine bizlere takılmakta sağlık karnesi olmadığı için hastane önlerinde bekletilen acil hastalar bırakın sosyal güvenliği, sosyal güvenlik yasalarının bazen insan hayatını bile önüne geçtiğinin basit bir göstergesidir.

 

Türkiye'de ne dünyada sosyal güvenlik ve sağlık sistemlerinin krize girmesinin tek  nedeni “yaş sınırları” ya da “prim gün sayısı”nın azlığı değildir. Çünkü mevcut sosyal güvenlik sistemleri; işçi ve emekçilerin asgari olarak düzenli bir işte sigortalı olarak (emeklilik ve sağlık sigortası), 25-30 yıl çalışarak emekli olmalarını, bu süre içinde sağlık sisteminde de her tür sağlık hizmetini parasız olarak almaları üstüne kurulmuştur. Ve bu sistem, bu temel düzen değişmedikçe, tüm eksikliklerine karşın olumlu bir işlev görmüştür. Sistemi çökerten unsur bana göre her prim ödeyene belirli bir sınır çizilememiş olması ve bizim her şart her koşulda fırsat düşkünü olan yapımızdan kaynaklanmaktadır. Yönetim kademesinden tutun da çalışanın kendisine kadar herkes sistemdeki açıktan faydalanmaktadır.  Çıkarları için devleti en küçüğünden en büyüğüne ne kadar faydalansak kar mantığıyla hareket etmektedirler.

 

Oysaki sağlık karnesi bomboş 25 yıl prim ödemiş insanlarımızın sayısı da az değildir. Zaten sisteminde amacı budur karşılıklı dayanışma esasına dayanır birimizin ödediği primleri diğerinin bu benim hakkım diyerek abartı bir şekilde kullanması kötü niyetin ürünüdür. Halkı genellemek yanlıştır ama unutmayalım yasalar da bize göre çıkmaktadır bizim yapımız kötü niyetli ise yasalarında bu şekilde çıkması yasalaşması ve uygulanması doğaldır. Ancak kurunun yanında yaş da yanmaktadır. her şeye rağmen parlamento çıkaracağı yasaları en uygun insanlık adına en iyi olanı belirlemelidir. Hele ki konu sosyal güvelik ise iki kere üç kere hatta bu yılın en önemli konusu olarak sürekli tartışılabilir hale getirip toplumun her kesimini dikkate alarak en uygunu bulmaya çalışmalıdır.

 

Yeni yasa neler getiriyor neler götürüyor?

 

Yeni yasa ile  Emeklik yaşı kademeli de olsa kadın ve erkeklerde 65'e çıkacak ve prim gün sayısı 2007'den itibaren her yıl 100'e artarak 9 bin olacak.

 

Konun en önemli ayağı olan sağlık boyutunda ise bütün vatandaşların yanı sıra Türkiye’de bir yıldan daha uzun süre yaşayanlar, vatansızlar ve sığınmacıları da kapsayan bir Genel Sağlık Sigortası’nın kurulmaktadır. Genel Sağlık Sigortası uygulaması ile birlikte vatandaşlar arasında sağlık hizmetine erişim ve kullanım konusundaki ayrımcılığın sona ermesi, herkese eşit kapsam ve kalitede sağlık hizmeti sunulması amaçlanmaktadır.

 

Bütün bunlardan hareketle, sağlık sistemini tek çatı altında toplayarak hizmetlerin merkezileşmesi ve halka daha iyi hizmet anlayışının sunulması aldatmacadır. Bugün ülkedeki tüm sağlık hizmetlerinden sorumlu olanlar ellerindeki imkanların farkındayken hala sağlam bir sağlık sistemimizin olmamasının sorumlusu bizi yönetenlerdir.   Ancak bu sorumluluğunu ne kadar yerine getirebildiği, sağlık sisteminin içinde bulunduğu içler acısı duruma bakınca kolaylıkla görülebilir. Bütçe harcamalarının büyük bir kısmını diğer harcamalarına ayırırken, halkın eğitimine ve sağlığında bir şey yapmamaları  , sağlık hizmetlerini düzeltilmesi ve herkese eşit sağlık hizmeti sunması açısından pek mümkün gözükmemektedir.

 

Perspektiften ÖYKÜLER …

 

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30;>yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar.

Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker.

Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir.

Artık hepsinin 30;>zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30;>zıplar!

Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.

Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar.

Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir.

Buna 'cam tavan sendromu' denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.

Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.

Yapabileceğin, yapabileceğini düşündüğün kadardır.

   

Soru - Cevap

 

*Örneğin şu an 47 yaşında emekli olacak bir kişinin, yeni yasayla emeklilik yaşında bir değişiklik olacak mı?

 

Şu anda çalışan hiç kimsenin emekliliği hak etme koşulu değişmeyecektir. Mevcut kanunlara göre bir kişi hangi yaşta emekli olacaksa o yaşta emekli olabilecektir. Mevcut üç sosyal güvenlik kurumunda emeklilik yaşı kademeli olarak artmakta ve 2023 yılında kadın sigortalılar için 58’e, erkek sigortalılar için ise 60’a yükselmektedir.

 

Yeni kanun tasarında 2035 yılına kadar emekli yaşında bir artış öngörülmemektedir. Emeklilik yaşı 2036 yılından itibaren kademeli olarak artacak.

 

 *Bu gün emekli maaşı düşük olan bir kişinin yeni yasadan sonra maaşı artacak mı?

 

Yeni yasada mevcut emekliler ile ilgili herhangi bir değişiklik yoktur. Mevcut emeklilerin maaşlarındaki artış her yıl enflasyondaki yükselişine paralel olarak yapılacaktır.

 

 *Yeni yasaya tabi olacak bir kişinin emekli aylığı mevcut emekliler gibi düşük mü olacak?

 

Ülkemizde emekli aylıklarının miktarının sigortalıların geçimlerini rahatlıkla sürdürmelerine yetmediği bilinmektedir. Ne var ki, bu sorun sosyal güvenlik düzenlemelerinden çok istihdam piyasasının durumuyla ilgilidir. Ülkemizdeki emekli aylıklarının düşük olmasının nedeni çalışırken kazanılan ya da beyan edilen ücret düzeylerinin düşük olmasıdır. İşgücünün vasfının düşük, işsizlik oranının yüksek ve kayıt dışı çalışmanın yaygın olması ortalama ücret düzeyini olumsuz etkilemektedir.

 

*Yeni yasayla  emeklilik yaşı yükselecek mi?

 

Yıllar İtibarıyla Emeklilik Yaşları

YILLAR ERKEK KADIN
2005;-2035<> Değişmiyor Değişmiyor
2036;-2037<> 61;<> 59;<>
2038;-2039<> 62;<> 60;<>
2040;-2041<> 63;<> 61;<>
2042;-2043<> 64;<> 62;<>
2044;-2045<> 65;<> 63;<>
2046;-2047<> 65;<> 64;<>
2048;<> 65;<> 65;<>

 

Yani halen çalışan sigortalıların emeklilik yaşı yükselmeyeceği gibi, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, ancak 2035 yılından itibaren emekli olacaklar için emeklilik yaşı yükselmiş olacaktır.





 
Tüm makaleler





  


Skip Navigation Links
Ana Sayfa |
Gizlilik Bildirimi