 |
Bölgedeki İşsizlik ve Sigortası
|
|
İlker ERSERİM
|
İşsizlik oranının en yüksek olduğu bölge % 14 ile Güneydoğu Anadolu bölgesidir 2005 yılına göre bölgede işsizlik %2,2 oranında artmıştır.2006 yılı itibariyle Türkiye genelinde resmi işsizlik oranı yüzde 9.9 olarak gerçekleşmiştir. Bölge istihdam açısından hep son sıralardadır. Bu durumu düzeltmek için kurulmuş olan ve yıllardır fon yönetimi mükemmel olan ancak pratikte etkin olarak kullanmadığımız işsizlik sigortası fonumuz durmaktadır.
İşsizlik Sigortası Fonu aylık basın bülteni 2007-Nisan dönemi verileri ışığında; kuruluşundan 31.03.2007 tarihi itibariyle, fonun kuruluşundan bugüne toplam geliri 26 milyar 600 milyon YTL olarak gerçekleşti. İşsizlik Sigortası Giderleri 1 milyar 245 milyon YTL düşüldükten sonra, fonun toplam varlığı, 25 milyar 755 milyon YTL oldu.
Bu rakamlara bakıp inanılmaz bir fon yönetimi mevcuttur. Belki de öyledir ancak kuruluş amacı işsize yardım etmek olan bu fon, kaynaklarında biriken maddi güç nedeniyle Cumhuriyet tarihinin en hızlı büyüyen fonu olma yolunda ilerlemektedir.
Elimizde tam da böyle bir kaynak mevcutken ve en büyük problemimiz bu iken neden fon olduğu gibi durmaktadır. Tam bu noktada karşımıza iki alternatif çıkmaktadır.
1-Fonda biriken para ile işsizlik sigorta primi ödemeleri durdurulabilir mi?
Bu durumu şu şekilde analiz etmek mümkündür. Fonun aylık bazda Mart–2007 de işsizlik sigortası ödemesi sadece 34 milyon YTL dir.Bu aylık ödeme olan 34 Milyon YTL ‘yi hiçbir gelir olmadan fonda biriken paraya oranlarsak;25 Milyar YTL /34 Milyon YTL = 735
Oran bize fonda biriken parayla kaç ay daha bu paranın işsizlik sigortasını ödeyeceğini vermektedir. Sonuç son derece çarpıcı! 735 ay, yıl itibariyle 61 Yıl hiçbir işçiden işverenden bu fona kesinti alınmadığı takdirde işsizlik sigortası şu anki mali yapısı itibari ile bu durumu karşılayabilecektir. O zaman prim ödemeleri durmalı mı? Tabi ki hayır…
2- Bu Fon kaynakları etkin kullanılabilir mi?
Fon yapısı itibariyle belki çalışana çok fayda sağlamayacaktır. Ancak biriken parayla en azından belirli sayıda işsizi istihdama dahil etmek mümkün olabilmektedir. İşkur’ un işsizlere yarattığı kaynak hizmet içi eğitim, kurulacak küçük çaplı fabrikalarda hem öğreten hem iş bulan bir yapıya bürünmesi gerekmektedir. Ülkenin en büyük sorunu ara eleman istihdamı ve kalitesidir. Bu kaynak yaratılmışken gizli işsizlik de bu şekilde ara eleman açığını kapatarak çözülebilmelidir. Biriken para kesinlikle azımsanacak bir rakam değildir. Devlet gerekli gördüğü yerleri sübvanse etmeli sadece iş bulma değil ülkedeki gerekli olan mesleki açık pozisyonları belirleyip meslek edindirme yoluna gitmesi daha doğru bir yol olacaktır. Yapılan çalışmalar da bu yönde devam etmektedir. Ancak yeterli değildir. Yapılanların biriken fonun yanında bir hiç kaldığını söylemek yanlış olmaz.
Özellikle işsizlik sigortası fonunun bu kadar artmış olmasına rağmen bölgemizde artan işsizlik oranı dikkatimizi çekmektedir. Bölgeye verilen teşvikler, destek kredileri vs. gibi yan unsurların yanında bizzat işçinin kendi yarattığı fonun da aktif olarak kullanılması gerekmektedir. Nüfusun büyük bölümünü oluşturan genç nüfusu kısa ve orta vadede ekonomide etkin kılıcı, mesleki ve teknik eğitim programlarına önem vermek için gerekli maddi kaynağın fondan sağlanması hem işsizliği azaltıcı hem de GAP’a yapılan yatırımları tetikleyici olması bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
Sadece Türkiye’nin sorunu olmayan hatta Avrupa Birliği’nin de sorunları arasında yer alan işsizliği onlardan önce çözmenin en azından daha aşağı seviyelere indirmek fonu biriktirmekten daha zor değildir. Devletin işsizlik sigortası ile ilgili düzeni fonun etkin kullanımı ile kurulduğu ve çalıştırıldığı takdirde işsizlik sigortası fonunun büyümeye büyürken de amacına daha radikal kararlarla çözüm bulacağına inanıyorum.
|