 |
Güneydoğu'da Tarih, Turizm...
|
|
Hüseyin BOZKURT
|
Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, yazları çok sıcak ve bitki örtüsü yok denecek
kadar azdır. Otların yeşilliğini görmek nisan ve mayıs ayları ile sınırlıdır.
Bu aylarda Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Siirt ve
Şırnak'ın tamamı yeşile bürünür. Hava sıcaklığı da 20-25 derecelerde seyreder.
Bu aylar iklim ve tabiat olarak bölgeyi gezmek için ideal bir zamandır. Tabii ki
ekim ve kasım ayları da yeşili az da olsa iklim olarak uygundur.
Bölgemizin tarihi ve doğa zenginliği anlatmakla bitmez. Ama öncelikle
Mardin'de tepenin üzerinde gecenin gizemli görünüşünü uzaktan seyretmek gerek.
Mardin'de birçok tarihi taş yapı yerli televizyon dizilerine ev sahipliği
yapıyor. Süryani kiliseleri ve eski taş yapı evler adeta birer şaheser.
Midyat ilçesi ise dağlar arasında bir tarih ve medeniyetler abidesi gibi.
İlçe bir çok dine ev sahipliği yapıyor ve hoşgörünün en yoğun yaşandığı yerleşim
yeri diyebiliriz. Bu şirin ilçemizde başta bin 600 yıllık yakın geçmişi ile
Deyrul-Umur Kilisesi'ni ve diğerlerini görmek gerek. O muhteşem taş yapılardan
oluşan semti ve kaymakamlığın restore ettiği evi de.
Gümüş takı ve telkari sanatı ürünleri de ayrı bir zenginlik. Estel
kesiminde adeta yer altı şehrini andıran Midyat Belediyesi'nin restore ettiği at
harası gezilmeye değer. Yöresel yemek ve kebap kültürü ve halkın sıcak yaklaşımı
ise unutulmaz.
Hele doğal Beyazsu kaynağı (nehri) harika bir tabiat vergisi. Yöresel
döşenmiş tahtlarda balık yemek ayrı bir keyif. Suyun gücünü ve doğa ile
bütünlüğünü görmek ve hissetmek için Beyazsu'nun kaynağını görmeli. Buradan 30
kilometrelik yeşil bir vadiden Nusaybin ve Kızıltepe'ye inerek ulaşılan ovanın
rengarenk yeşilliği de unutmamalı. İlçedeki 4 yıldızlı, taş yapıdan oluşan
Matiat Otelinin huzur veren bir atmosferi var.
İlçe sınırları dışında olsa da buradan Hasankeyf'e geçebilirsiniz.
Ayrı bir tarih kokan bölge keşke baraj suları altında kalmasa. Dönüşte
Şanlıurfa'ya giriyorsunuz. Akla ilk gelen yerler Urfa Kalesi, Balıklıgöl,
İ.Halil kompleksi, Cevahir ve Çardaklı Köşk, Konukevleri, ilginç yapısı ile
El-Ruha Otel'in bulunduğu bölge. Çok gizemli bir tarih ile karşılaşıyorsunuz.
Midyat gibi Şanlıurfa da bir çok dine ev sahipliği yapmış. 5;>kadar ileride Eyüp
Peygamber'in çile çektiği mağara ve tarihi su kuyusu görülmeye değer. Eğer
40;>daha giderseniz Harran Ovası'nın yeşilliği ile dünyanın ilk
üniversitelerinden Harran Üniversitesi'nin kalıntılarını görebilirsiniz. Dünyada
eşi benzeri olmayan sadece o köye ait (şimdi ilçe merkezi oldu) honi şeklindeki
kümbet evleri görmek mümkün.
Bölgede merkezi Şanlıurfa'da olmak üzere yüzyıllardır sıra gecesi
geleneği yaşatılmaya çalışılıyor. Civar illerde de benzer etkinlikler var ama
son yıllarda Şanlıurfa müzik ve sıra gecesi kültürünü sistemli bir şekilde
yabancı konuklara sunmaya çalışıyor. Kentte mutlaka bir sıra gecesi izlemek
gerek. Otel, konukevleri ya da mahallelerde belli günlerde sokakta müzik sesi
duymak mümkün. Adeta bir konservatuarda hissediyorsunuz kendinizi.
Bu eğlence kültürünü dışarıya tanıtmak için valiliğin müzik gruplarını
belli bir düzene sokması ve kayıt altına alınması ayrı bir olumlu gelişmedir. 50
civarında müzik ekibinin olduğu düşünülürse gerçekten açık bir halk
konservatuarından bahsetmek mümkün. Evlerdeki özel sıra gecelerinde de bu
geleneğin aslına uygun icra edilmesi özgünlüğü sağlayacaktır. Kimisi yemek
ağırlıklı, kimisi sohbet ağırlıklı, kimisi müzik ağırlıklı, kimisi içkili,
kimisi içkisiz olarak icra edilen sıra gecelerinin ilk kitabını Abuzer Akbıyık
2006'da yazmıştır. Detaylarını oradan öğrenmek mümkün. Gizemli tarihi bir
seyahat, miskin şehirler ve yapılar görmek, müzik dinlemek, çiğköfte ve diğer
yiyecekleri yemek ve fazla sıcak olmadan Güneydoğu Anadolu'da yeşil bir tabiat
görmek istiyorsanız nisan ve mayıs aylarını kaçırmayın.
|