Uzmanların Kaleminden

 
Mustafa KORKMAZ
Yönetim ve Liderlik Üzerine Söyleşi
Mustafa KORKMAZ


-Şuan ki eğitim sistemimiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğitimin amacı nedir?

-Sürekli tartışılan konu bu ülkemizde. Eğitimin amacı;öncelikle çağdaş insan yetiştirebilmek, bilim üretebilen, aydın düşünceli bireylerin toplumumuzda artması,ülkemizi layık olduğu yere çıkarmak,çağdaş bir ülke haline getirmektir.Ülkemizde böyle eğitimli kişilerin yansımasını görüyoruz.Nasıl insanlar bu insanlar; ekonomik gelirleri iyi olan,mutlu ,üretken olarak yaşamlarını sürdüren insanlar.Eğitimin amacını bir iki kelimeyle özetlemek gerekirse ‘HEDEFİNİ YAKALAMIŞ  İNSAN’ demektir eğitimin amacı.
 
-Üniversitelerde verilen eğitim sizce yeterli mi? Çünkü genelde mezun olan öğrenciler pratikte yetersiz olduklarından yakınıyorlar,öğrenilen bilgilerin teoride kaldığını söylüyorlar.

-Türk üniversitelerinden mezun olan öğrencilerimiz, yutrtdışında yüksek lisansa başvurduklarında, burs için müracaat ettiklerinde hemen seçilebilen öğrenciler arasında, bu şu demek aslında; gerçekten Türk insanı, Türk genci, Türk öğrencisi son derece başarılı, son derece çalışkan,aldığı sorumluluğu gayet iyi yerine getirebilen kişi.Amerikan üniversitelerine baktığımızda ,Batı ülkelerine ,Avrupa Birliği ülkelerine baktığımızda hakikaten akademik çalışma anlamında, üniversitede kalma anlamında, projelerle çalışma anlamında, üniversiteyi bitiren öğrencilerimiz anlamında son derece başarılı olduğunu görüyoruz.Bizim olumlu anlamda farkımız neler, eksikliklerimiz neler, olumsuzluklarımız neler?Bu anlamda acilen yapmamız gereken şeyler neler,bunları bilmemiz lazım.Öncelikle öğrencilerimizin üniversitede okurken, sanatsal olanakları, kültürel olanakları neler,sosyal olanaklarının geniş olması gerekir.Bu şu demek; üniversite öğrencisi hangi disiplini okursa okusun, aydın insan, çağdaş insan olma yolunda kendini çok farklı yönlerde beslemek zorunda. Sanat kolları, yani Edebiyattır , müziktir , danstır, dil öğrenmedir, sosyal anlamda verebileceğimiz pek çok örnek var.Bu açıdan batıdaki üniversitelerimizi ben daha olanaklı görüyorum, şanslı değil olanaklı çünkü yıllar önce kurulmuş, belli yerlere gelmişler, tabi ki şehirlerin de olanakları var, şehir de ortam da bunu sunuyor.Gaziantep açısından düşünürsek Gaziantep’te deçok değişiklikler var; özellikle son 10 yıldır ,5 yıldır konserler anlamında, sanatsal faaliyetler anlamında pek çok etkinlikler var.
   Ben bir öğretim görevlisi olarak isterim ki bu kampus hayatına biraz yansısın, daha fazla etkinlik olsun.Bir de madalyonun öbür yüzü var aslında, Atatürk Kültür Merkezi’ndeki etkinliklere katılan öğrencilerin çok da fazla olmadığını görüyoruz, katılım az oluyor . Bu yüzden bu konuyu biraz daha objektif değerlendirmek gerekir.Öğrencilerimizin buna daha duyarlı olması lazım, bizim de öğrencileri teşvik etmemiz lazım bu konuda. Üniversitelerde öğrencilerimizin sayısının artması lazım yani daha çok öğrenci üniversite okumalı.

-Kariyer planlama programları nasıl olmalı, ne zaman başlanmalı?
 Bu konudaki düşünceleriniz neler?

   -Kariyer programlarına lise çağlarında başlanması gerekir. Benim özellikle üzüldüğüm aile tipi ve öğrenci tipi, zanaatkarlıkla uğraşan , ticaretle uğraşan, çiftçilikle uğraşan ailelerin çocuğu okumayınca daha çok atadan dededen alabiliyor cep harçlığını, belli bir şekilde para kazanmıyorsa bile  gideceği yeri var , babasının dükkanına , dedesinin dükkanına  gidiyor. Ama memur çocukları , şehirlerde ki gençlerimiz  anneleri genellikle çalışmıyor, babaları devlet memuru. Üniversiteyi kazanamayınca  dershaneye gidip başarısız da olunca hep bunalımdalar., sosyal olarak bu evlatlarımıza el atılmalı, belediyenin hazırlamış olduğu  kulüpler ve üniversitelerin  şehirle iş birliği sonucunda  oluşturacağı merkezlerde  bu gençlerimize  mutlaka yardımcı olunmalı. Sistem gereği biz diyoruz ki  liseyi bitirme kapasiteniz var ama  üniversiteyi bitirme kapasiteniz yok , siz işsizsiniz, siz geleceğinizi o zaman kimin üzerine kuruyorsunuz , hangi işi yapacaksınız, hayatınızı kazanacak parayı nereden elde edeceksiniz , nasıl evlenip nasıl yuva kuracaksınız- çünkü hepimizin hayatı bir bütün olarak düşünmesi lazım – hayat belli süreçlerin ard arda yaşanması olarak adlandırılabilir, gençlik yıllarımızda 20-li 30-lu yaşlarımızda  yatırım yapmadığımız takdirde hayatı nasıl devam ettireceğiz. Bir insanın yaşlandığını düşünelim; asıl o zaman lazım pek çok imkan, o günleri sıcak, güzel iyi bir yuvada  para kaygısı olmadan, rahat bir şekilde geçirebilmemiz için gerekli.Yani bu ömür boyu süren, yaşam boyu gereken bir süreç ki  huzurlu bir yaşam sürdürülebilsin.

-Yetkiniz olsa neleri değiştirirdiniz? 


  -Benim en büyük hayalim şu: Yurdumuzda bir eğitimde, bir sağlıktaki politikaların belirlenip , hiçbir şekilde siyasi  partilerin  tekelinde olmaksızın, tutarlı  bir şekilde ilerlemesi. Kararları veriyoruz , farklı farklı siyasi partilerin kurdukları iktidarlar , Milli Eğitim Bakanı karalar alıyorlar, sempozyumlar , paneller hazirlanıyor, kanunlar düzenleniyor her konuda, sonra bakıyorsunuz birdenbire  bir seçim olmuş, bir şeyler değişmiş ve herşey tepe taklak olmuş. Süreklilik gerektiriyor eğitim , sabır gerektiriyor, azim ve çalışma gerektiriyor  ama en önemli nokta süreklilik gerektirmesi. Başka bir mesele kredili sisteme geçtik yıllar önce , öğrenci istediği dersleri seçsin dedik uygun olmadı. Çocuğumuz 22 saatlik krediyi dolduracak örneğin  haftada , sosyal etkinlik deniyor sosyal etkinlik yapacağı dersi yok.Karar verilirken  önceden planlama çalışmalarının  çok önceden yapılması gerekiyor. Bizim ülke koşullarımıza uygun sistemlerin  seçilmesi  lazım, tabiî ki öğrenci yaparak yaşayarak öğrenecek ama ben doğudaki  60-70- kişilik sınıftaki  öğrencilerimi  otobüse bindirip Avrupadaki gibi  bir vadiye götürüp gösteremiyorsam , eğer uygulamalı bir çalişma yapamıyorsam  bunun sonucundada  öğretmenlere sorulduğunda  yeni sistem nasıl diye, aldiğım cevap maalesef , hocam  bütün işlemler laylaylom , kesiyoruz yapıştırıyoruz  diyorlarsa  öğrenciler, daha bunu öğretmenlerimiz  bilmiyorsa, öğretmenlerimiz sistem hakkında bilgilendirilmiyorsa  o zaman biz kiminle  nereye nasıl varacağız, hedeflerimizi nasıl yakalayacağız? Bütün bunlar olanakların yetersizliğinden kaynaklanıyor.
    Örneğin görsel işitsel araçların çok kullanıldığı bir kitap yazmak çok da zor değil. Uzmanlar bunu  yazar ama bu yöntemi uyguladığım zaman  acaba ne kadar başarı elde edebilirim? Elbette çözüm yolları var  bu yolları bularak insanları inandırarak, yaşam boyu öğrenme dediğimiz süreci  özellikle tüm kademedeki hocalarımıza   doktorundan hemşiresine  bütün sağlık personeline yaşam boyu eğitimi öğreterek bu sistemi ancak böyle öğretebiliriz.


- Şimdi  üniversitede öğrenci olsaydınız  hocalardan ne beklerdiniz ?

  - Öncelikle ben hocalardan  genç bir insan olarak  beni anlamalarını beklerdim, benim ihtiyaçlarım neler, genç  bir insan ne düşünür , ne ister , nasıl duygular içerisindedir ? İnsan anlaşılmak ister. Aynı şeyleri  konuşmamız mümkün değil, farklı yaşları yaşıyoruz ama diğer insanların  ne düşünüp neler hissettiğimizi anlaması gerekir.Gençlerin problemleri sınavlara yansıyor, yeri geliyor başka etkinliklere yansıyor, anlaşıldığı üzere gencler anlaşılmak istiyorlar. Üniversitede hocamdan yanına gittiğim zaman beni dinlemesini isterim . Tabi hocamdan örnek olup  ufkumu açmasını , işinde iyi olmasını isterim, kendini yenileyebilen , düşünceleri zamanla değişebilen  ve bu farklılığı  bana hissettirebilen  okuyan hocalarımın, eleştirel düşünce yeteneği olan  olan hocalarımın olmasını isterim.  Şimdi rolümü değiştiriyorum  öğretmen kısmına geçip pencereden bakacağım . Öncelikle öğrencilerimin hangi disiplinden gelirse gelsin ülke sorunlarıyla ilgilenen   günde 2-3 gazeteyi seri bir şekilde okuyabilen ve tartışan insanlar olmalarını isterim. Mesleğinde başarılı olabilecek  kendini iyi ifade edebilen  her anlamda kendini yetiştirmiş , savaşçı olsun  hedefleri olsun , bu hedefler için kararlı olsun , kararlı olurken de bir hedefin çerçevesinde saplanmasın, yeni bir B planı olsun hatta bir C planı olsun.Hedefleriniz olsun; 1.Çok yapmak istediğiniz bir şey ama mutlaka yanında 2. ve 3. bir hedefiniz , yapabileceğiniz hedefleriniz olsun.Gitmeniz gereken bir kurs var mı, okumanız gereken kitaplar ,eserler var mı,tanışmak durumunda olduğunuz insanlar var mı, ziyaret edip kendinizi gösterme durumunda olduğunuz yerler var mı? Öğrencinin güzel bir özgeçmiş yazabiliyor olması da lazım.Bunların yolu iyi bir eğitimden geçiyor.Burdaki hareket noktası öğretmenlerdir.Ama öğrencilerin de geri dönütlerle bu aldığı şeyleri yansıtması gerekiyor.

 -Consept Kariyer hakkında ne düşünüyorsunuz? Bende yönetim ve liderlik okulu öğrencisiyim. Bu okulda genellikle her bölümden 2 ya da 3 üniversite öğrencisi bulunuyor bu kişiler arasında iletişim, yardımlaşma oluyor ve çeşitli alanlarda araştırmalar yapılıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

  -Liderlik okulu hakkında Fulya Hanımdan da bilgi almıştım daha önce. Kesinlikle destekliyorum bu çalışmaları ve hepinize tekrar başarılar diliyorum. Bence şehir olarak geç kalınmış bir etkinlik. Gaziantep’ e özgü böyle çalışmaların , böyle okulların mutlaka olması gerekiyor.Türkiye’de gençler böyle olanaklar yoluyla kendilerini geliştirebilsinler, işsizliklerini giderebilsinler, ufukları açılsın. Gökyüzüne baktığı zaman belki birkaç bulut görür ya da akşamları gökyüzüne bakınca birkaç yıldız görebilir ama belki böyle bir okula gittikten sonra gökyüzünde ufuk çizgisinin de olduğunu görebilir. Böyle bir örnekle benzeteceğim bu okula gitmeyi.

-Belli zamanlarda çeşitli eğitim seminerleri oluyor ve bu seminerlere bizler de katılıp Consept Kariyeri bu etkinlikler kapsamında temsil ediyoruz.

 -Böylelikle insan ilişkileriniz gelişecektir. Ayakları yere sağlam basan projelerle, zaman kaybetmeden hayata atılmanın yolu bu yollardan geçer.Deneyerek zaman içinde öğrenebilirsiniz ama bizim kaybedecek zamanımız yok; işte bu tür eğitim çalışmaları da  zaman kazandırıyor, bilinçli hale getiriyor gençlerimizi, kısaca zamanımızı iyi kullanmayı öğreniyoruz.Genç bir insan için bu çok önemli bir avantajdır diye düşünüyorum.Herkes herkesle yarış halindedir,daha iyi bir iş bulmak ,daha iyi koşullarda kendini ifade etmek,iyi yerlere gelmek ister.Bu çok güzel,ben bu anlamda gerçekten gençliğimize her zaman çok güvendim,şimdi daha çok güveniyorum.
         
  -Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
 
 -Teşekkür ediyorum bu röportaj için, öncelikle şunu söylemek istiyorum geleceğe güvenle bakmamız gerekiyor. Bir taraftan edebiyatla, dil eğitimiyle ilgilendiğimiz için hepimiz için alanımıza hükmeden bir simge vardır;Pandora’nın Kutusu biliyorsunuz yüzyıllar önce açılmış, bir şeyler yayılmış yeryüzüne, kutu kapandığında içinde bir şey kalmış,az önce konuşmanın başında da belirttim;UMUT. Hep umutlu olmanızı, geleceğe umutla bakmanızı istiyorum ve  çalışmalarınızda başarılar diliyorum

-Sayın Hocam Consept Danışmanlık olarak bize zaman ayırdığınız ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.





 
Tüm makaleler





  


Skip Navigation Links
Ana Sayfa |
Gizlilik Bildirimi